KUTU OYUNU TURNUVALARI
Oyungezer dergisinin Ağustos sayısından...
Kutu oyunu hobisi Türkiye'de son yıllarda epey aktif bir durumda. Özellikle kutu oyunu kafelerinin artışının bunda payı büyük. 2017 Yılında, Da Vinci'nin Ankara Bahçelievler'deki yerin altındaki ufak maceramız şu an neredeyse 20 şehre yayılmış vaziyette. Benim de hobiye yeni başladığım sıralardı ve tutkumun fitilini ateşleyen yegane şeye dönüşmüştü o ilk ziyaret. O vakitler nadir de olsa turnuvalar yapılıyordu ve aşırı çekingen yapımdan ötürü neredeyse hiçbirine katılmıyordum. Kutu oyunu dünyasında henüz yerimi edinmemişken, cesaretim yoktu belki de sevdiğim hobimde rekabete girmeye. Hatta bir keresinde turnuvaya kaydolup sırf çekindiğimden gitmemiştim ve Catan turnuvasıydı hem de! Düşününce böyle utangaç biri nasıl oldu da kutu oyunları gibi aşırı sosyal bir aktivitenin en önemli içerik üreticilerinden birisi olmuş, garip geliyor.
Sonrasında ise bildiğiniz gibi yazılarıma başladım üç-dört sene evvel. İnsanlar yazılarımı sevdikçe mutlu oldum, hobideki yerimi keşfettim. Sonrasında ise yanlış hatırlamıyorsam 2022'nin yaz ayında Türkiye Catan turnuvasının Ankara'ayağına katıldım. Üzerimde hem ilk turnuvam olması hem de neredeyse beş senedir Catan oynamadan turnuvaya katılmanın umursamazlığı ve çekingenliği vardı. Yetmiş oyuncudan fazlasını içeren bir turnuvada eh pek şansı olacağını düşünmüyor insan tabii. Turnuvayı kazanıp Türkiye finaline çıkmıştım. Sonrasında ise Türkiye 3.sü olmuştum.
Bu noktada ayrı bir parantez açmak istiyorum ki konuyu daha iyi kavrayalım. Ben rekabetten çok hoşlanan biriyim. Turnuvalar, oyunlar ve mücadeleler. En sevdiğim şeylerdir kurgu eserlerde bile. Yu-gi-oh'u sevmemin bile en büyük unsuru olabilir. Lise'den beri klasik Japon şiir kart oyunu Karuta'nın turnuvalarını izlemeye de bayılırdım. Satranç da aynı şekilde beni izlerken imrendiren aktivitelerdendi. Orada imrendiğim şey kazanmaktan çok büyük ve keyifli bir rekabet ortamının parçası olmak aslında. Bu yüzden olimpiyatları da her zaman o şekilde izledim. Yine de her türlü rekabeti sevmiyorum. Futbol mesela. Benim sevdiğim rekabet her zaman centilmenlik ve kaostan uzak olan aslında. Arzuladığım şekilde bu rekabet dünyasının parçası olabilmek için hayatımı adayabileceğim bir spor yoktu o zaman için. Fakat kutu oyunu turnuvaları? Yani en sevdiğim hobimi kullanarak katıldığım bir ortam? İşte o benim için harika bir fırsattı.
Tekrar konumuza dönersek bu turnuva ve sonrası benim kutu oyunlarından en çok keyif aldığım dönemin başlangıcıydı. Artık kutu oyunu turnuvaları yılda bir olan aktiviteler değil ayda birkaç kere gerçekleşen ve hatta tek bir yere bağlı kalmadan birçok farklı yerde olan aktivitelere dönüşmüştü. İnsanlar merakla hangi oyun turnuvaların yapılacağını bekliyordu. Kutu oyunu turnuvaları da tabii ki ödülsüz değildi. Etkinlikler hem insanları eğlendiriyor hem de kutu oyunu kazanmaları için bir fırsat da sunuyor. İnsan daha ne ister ki?
Bu turnuvalara bazı oyuncular sürekli geldiği için artık aşina olmaya başlıyorsunuz ve aranızda tatlı bir rekabette dönüyor. Tanıdık yüzler hem sizi daha şevke getiriyor hem de parçası olduğunuz bir topluluk olduğunu daha net görüyorsunuz. Benim de böyle tonla rakibim vardı ve hepsini de çok severim. Hatta bazıları turnuvada hangi oyunun oynanaacağını öğrenir öğrenmez pratiklere başlıyordu. Gerçekten insanların bu kadar ciddiye alması tarif edilemez bir keyif cümbüşüydü bizim için. Şu an bile bu gelenek devam ediyor ve birçok farklı şehirde kutu oyunu turnuvaları yapılıyor. O kadar fazlalar ki ben bile yetişemiyorum. Hatta bir turnuva için ailecek başka şehre günübirlik gitmişliğimiz bile vardır.
Turnuvalar her ne kadar bireysel olsa da aslında bu bir takım oyunuydu. Kardeşlerim, kuzenim ve arkadaşlarımla toplaşıp katılırdık. Birbirimize karşı asla acımasak bile karşılaştığımız maçlarda bir takım gibiydik. En keyifli kısmı sadece kendi maçımıza odaklanmak değil diğer masalardaki arkadaşlarımızın oyunlarını da takip etmek ve onları desteklemekti. Gururla söyleyebilirim ki katıldığımız turnuvaların neredeyse çoğunu kazandık. Epey iyi bir takımdık. Hepsi güzel hatıralar gibi arşivlendi zihnimde. Kutu oyunları insanlarla buzları kırmak için ve onları tanımak için en iyi yöntemlerden biridir. Bunu yıllardır söylüyorum hatta test ediyorum. Benim gibi çekingen birini bile şu anki halime dönüştürebiliyorsa ben sizin kanıtınız olabilirim. Turnuvalar ise bunun bence bir üst evresi. Çünkü insanlara karşı oynamak için bir bahaneniz oluyor fakat bu sadece bir oyunla da kalmıyor rekabete dönüşüyor. Üzerine daha çok düşünmeniz ve ciddiye almanız gerekli. O atmosfere girdikten sonra insanlarla sohbet etmek ve oyunlar üzerine konuşmak çok zevkli. Ortak bir nokta bulma problemi direkt çözülüyor. Ben çoğu harika arkadaşımı işte bu turnuvalardan edindim. Artık eskisi kadar çok beraber katılamasak bile aramızda harika bir bağ var.
Kutu oyunu turnuvalarının görünmez ama inkar edilemez bir desteği var hobiye karşı. Eminim benim gibi düşünen birçok insan vardır. Bu hobiye daha da tutkuyla bağlanmak ve ciddiye almak için bir araçtan öte sosyal aktivite olarak da yadsınamaz bir yeri var. Umarım düzenlenmeye devam eder de biz de keyifle katılmaya devam ederiz. Eğer bir turnuvada denk gelirsek selam vermeyi de unutmayın! Şimdiden başarılar diliyorum, hoşça kalın!
Yorumlar(0)
Bu haberin feed'deki paylaşımları altına yazılan yorumlar da burada görünür.
Yorum yazmak için giriş yap.